İzmir’deki Basketbol Seyircisi
22 Şub 2009
Bugün Efes Pilsen ve Erdemir arasinda oynanan Teknosa Türkiye Kupasi finalindeki salonu gördükten sonra,ilk yazimı İzmir’deki basketbol seyircisi hakkında yazmaya karar verdim.Dün Erdemir’in Galatasaray önünde terinin son damlasına kadar savaşarak aldığı galibiyet,acaba Erdemir takımının final oynayabilecek enerjisi kaldi mi sorusunu akla getirmişti.Gerek kısıtlı rotasyonu,gerekse üç gün içerisinde üçüncü maçına çıkacak olmaları birçoğumuzun bu soruya olumsuz cevap vermesinin en önemli sebebiydi belki de.Ayrıca yari finalin diğer maçının galibinin final maçının mutlak favorisi olarak görülmesi,finalin heyecanına daha maç başlamadan gölge düşürmüştü.Bu ortamda Efes Pilsen,Fenerbahce Ülker maçını Efes Pilsen’in almasi durumunda tribünlerde seyirci olmayacagını düşünmek çok da mantıksız bir düşünce olmazdı herhalde.Ve maç oynandı,kupanın sponsoru Teknosa’nın hiç de istemiyecegi final senaryosu gerçek oldu:Efes Pilsen-Erdemir finali.Bu ortamda benim bile aklıma gelen ilk şey,keşke üc günlük kombine almasaydım oldu.
Basketbolu izlemeyi ve oynamayı keyifli hale getiren en önemli faktördür seyirciler.Ekran başında seyircinin olup olmadıgı seyir keyfini etkilemezken,salonda ise ciddi şekilde etkiliyebilir.Bu gibi olumsuz düşünceler arasında kalktım sabah.Gitsem mi gitmesem mi diye uzun süre karar veremesem de saat üç gibi gitmeye karar verdim salona.Kendimi Efes’in Kerem Tunçeri’nin gelişiyle kabuk değiştiren oyununu,efektif set hucumlarını izlersin diyerek kandırmıştım.İlk periyodun ortaları gibi salondaydım.Önce salonun dışında bir şaşkınlık yaşadım.Salonun otoparkı tamamen doluydu.Galiba salona herkes arabayla gelmiş diye komik bir düşünceye kapıldım.Salona girdiğim an da ise şaşkınlığım kesinlikle tavan yaptı.Salonun üç günden beri gördüğü en kalabalık seyirci topluluğu karşımdaydı.Hemen pota arkasındaki tribünlere oturdum ve maçı izlemeye başladım.Maç çok çekişmeli geçiyordu,iki takim da oldukça güzel set oyunları ve hızlı hücumlar izlettirdi seyircilere.Seyircilerin her basketten sonra,basketi atan oyuncuyu alkışlaması,bütün güzel hareketleri ödüllendirmesi çok ama çok hoşuma gitti.Bu hareketleri holiganizm ruhu içerisinde değil de,basketbolsever ruhu içerisinde yapmış olmaları da sporun arayıp da çok uzun zamandır bulamadığı bir tabloydu bana kalırsa.İzmir’de yaşıyor olmaktan bir kez daha gurur duydum bugün.Teknosa Turkiye Kupasi ile ilgili ayrıntılı bir değerlendirmenin ise bir sonraki yazımın konusu olmasını planlıyorum.Görüşmek üzere..