Slumdog Millionaire
26 Şub 2009
Yıllardan beri hep önyargılıyımdır Oscar ödüllü filmlere.Yapımcılar sürekli gözümüze sokarlar bu ödülleri.Birçok filmin afişinin üstüne en azından filmin Oscar’a adaylığı yazılır.Çocukluğumdan beri,bu tarz afişlere ve pazarlama hilelerine kanıp izlediğim,ve sonrasında hayal kırıklığına uğradığım filmleri yazmaya kalksam,oldukça fazla bilgisayar başında oturacağıma eminim.Bu yıl ki Oscar adaylıkları açıklandığında da,bir çok film için acaba sorusu aklıma gelmedi değil.”The Curious Case of Benjamin Button” ın, senaryosunun ilgi çekiciliği,ve altında David Fincher imzası taşıyor olması,aklıma en ufak bir şüphe düşürmeden izlememi sağladıysa da,”Slamdog Millionaire” için aynı şey mümkün olmadı ne yazık ki.Bilinmezliğine rağmen en iyi film dahil bir çok önemli dalda Oscar’a aday olması, daha önce yaşadığım bir çok hayal kırıklığından önceki senaryoya çok benziyordu. Filmi internetten çok önceleri indirmiş olmama rağmen,bu sebeplerden dolayı izlemek istemiyordum.Ama dün Oscar ödülleri hakkında yazdığım yazıda belirttiğim gibi,”Slumdog Millionaire” bu seneki ödüllere kesinlikle damga vurmuştu.Böyle bir başarıdan sonra,bütün ön yargılarımdan sıyrılıp,filmi izlemeye karar verdim .
Filmi izledikten sonra,tek kelimeyle filmi anlatmamı isteseler,”muhteşem” derdim kesinlikle.Film başlar başlamaz insanı içine çekiyor.İlginç senaryo ve isimsiz kahramanların benzersiz oyunculuğu birleşince, böylesine bir başyapıt çıkıyor ortaya.Bir çok başarısız yönetmenin arkasına sığındığı “iyi filmler yüksek bütçeler gerektirir” yalanını, film adeta yerle bir ediyor.Aynı zamanda “trainspotting” in de yönetmeni olan David Boyle,güzelliklerle dolu kariyerine bir yenisini daha eklemiş bana kalırsa.Batılı yönetmenlerin doğuyla ilgili yaptıkları filmleri incelediğimizde,çoğunun oldukça başarısız olduğunu görürüz.Çoğu yönetmenin oryantalizmin tuzaklarına yakalandığını, biraz da senaryo gereği kendi ülkelerini bu insanlara bir çıkış yolu olarak gösterdiğini gözlemleriz aynı zamanda.İşte David Boyle’un başarısı bu noktada ortaya çıkıyor bana kalırsa.Ada’dan kopup gelmiş ,hem de kariyerine yüzde yüz adalı insanları anlatmakla başlamış bu saygıdeğer insan, hindistan’ın derinliklerine inmeyi başarıyor, hatta kimi zaman batının yüzeysel bakış açısıyla da alay etmesini biliyor.
Filmi teknik anlamda gözlemlediğimizde de, David Boyle’un karakteristik havasını hissetmek mümkün.Kaotik sahneler ve çok iyi ayarlanmış kamera açıları film boyunca karşımıza çıkıyor.Filmin biraz da başarılı oyuncu kadrosu hakkında konuşmak istiyorum.Özellikle Jamal karakterini canlandıran Dev Patel çok başarılı.Zaten genele baktığımızda, oyunculukların kusursuz olduğu filmler her zaman belli bir çizginin üstünde oluyor.Bu filmin de başarısının arkasında yatan sebeplerden biri de bu bence.Çocuğundan büyüğüne, en ufak rolde görünen sokak satıcısına kadar herkes görevini eksiksiz yerine getirmiş.Filmle ilgili bir önemli detay da, jamal, salim ve latika’nın çocukluklarından ergenliğe geçişleri nin ve bunu aştıkları dönemlerdeki fiziksel değişimlerinin muhteşem bir şekilde,izleyiciye hissettirmeden verilmesi bana kalırsa.
Sonuç olarak kesinlikle izlenilmesi gereken,bir film “Slumdog Millionaire”.Yazımı filmin ilk bölümünde geçen ilginç bir cümle ile tamamlıyorum; ”Money and women. The reasons for make most mistakes in life. Looks like you’ve mixed up both.”